Tekno Raporu

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Tekno Raporu Tekno Raporu -
52 0
dijital yorgunluk - Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, birçok insan kendisini sürekli bir yorgunluk hali içinde buluyor. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu yaygın yorgunluğun basit bir halden öte, modern yaşamın bir sonucu olduğunu belirtiyor. Yaşar’a göre, insan biyolojisinin kaldırabileceğinden daha hızlı ilerleyen çağımızda, yorgunluk artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp küresel bir toplumsal mesele haline gelmiş durumda. Özellikle sosyal medyanın yoğun kullanımıyla birlikte ortaya çıkan dijital yorgunluk, anksiyete, depresyon ve dikkat eksikliği gibi sorunları da beraberinde getiriyor.

Sürekli Yorgunluğun Arkasındaki Nedenler

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ‘sürekli yorgunluk’ şikayetinin aslında bir teşhis değil, altında yatan pek çok faktörün bir sonucu olduğunu vurguluyor. Bu faktörler arasında depresyon, kaygı bozuklukları, uyku problemleri ve iş yaşamının getirdiği baskılar yer alıyor. Pandemi sonrası dönemde artan dijital yoğunluk ve genel yaşam temposunun hızlanması, bu yorgunluk hissini daha da belirgin hale getirmiş durumda. Dr. Yaşar, bu durumun, mevcut ruh sağlığı sorunlarının yeni yaşam koşulları altında daha yoğun hissedilmesiyle de ilişkili olduğunu ekliyor. Tükenmişlik sendromu (burn-out) da bu kapsamda değerlendiriliyor; Dünya Sağlık Örgütü tarafından iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak tanımlanan bu durum, enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma ve verimlilikte azalma gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Dijital Dünyanın Yorucu Etkisi

Gelişen teknolojiyle birlikte bireylerin sürekli bir uyaran bombardımanı altında kaldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, dijital yorgunluk kavramına dikkat çekiyor. Sosyal medyadaki kusursuz görünen hayatlar, ‘geride kalma’ korkusu (FoMO – Fear of Missing Out) ve her an ulaşılabilir olma beklentisi, ruh sağlığında yeni bir tablo oluşturuyor. Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve sürekli dijital uyarana maruz kalmak, beynimizi sürekli bir alarm durumunda tutarak kronik strese yol açıyor. Bu durum, vücudun sempatik sinir sistemini aşırı aktive ederek kortizol ve adrenalin seviyelerini yükseltiyor. Dr. Yaşar, bunun ‘allostatik yük’ olarak adlandırılan, vücudun kronik stresle başa çıkmaya çalışırken yıpranması anlamına geldiğini belirtiyor. Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı, depresyon ve yorgunluk belirtilerinin arttığını gösteriyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, tükenmişlik ve dikkat eksikliği de paralel olarak yükseliyor.

Yorgunlukla Mücadele: Yavaşlamak ve Sınır Koymak

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun aslında bedenin ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu ifade ediyor. Bu durumla başa çıkmanın en etkili yollarından biri, yaşam ritmini yeniden ayarlamak ve gerektiğinde profesyonel destek almaktır. Özellikle ekran süresini azaltmak, dijital detoks uygulamak ve zaman yönetimi becerilerini geliştirmek büyük önem taşıyor. Pandemi sonrası artan ekran süresinin uyku bozuklukları, hareketsizlik ve anksiyete ile ilişkili olduğu gözlemleniyor. Dr. Yaşar, ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ önerilerinin bu noktada kritik olduğunu vurguluyor. Zaman yönetimi, sadece görevleri planlamakla kalmamalı, aynı zamanda enerjinin yüksek olduğu zamanları belirleyip zorlu görevleri bu zamanlara yayarak bilişsel tükenmeyi önlemeyi de kapsamalıdır. Sınır koyma becerisi, hem iş hem de özel yaşamda ‘hayır’ diyebilmek anlamına gelir ve kişisel zamanı ile enerjiyi korur. Bu, mükemmeliyetçi iç sesimize karşı da bir sınır çizmek demektir. Dijital detoks kapsamında, yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak uyku kalitesini artırabilir.

Anı Yaşamak ve Kendine İyi Bakmak

Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmak için farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri gibi yöntemler öneriliyor. Dr. Yaşar, anı yaşamaya odaklanmanın zihnin sürekli geçmiş ve gelecek arasında gidip gelmesini engelleyerek rahatlama sağladığını belirtiyor. Düzenli diyafram nefesi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, enerji tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere yönelmek, aile ve arkadaş ilişkilerini güçlendirmek de tükenmişlik riskini azaltan önemli faktörlerdir. Kendine karşı nazik olmak, hatalar karşısında yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede etkili bir yoldur. Bu stratejiler, modern yaşamın getirdiği dijital yorgunluk ve genel tükenmişlik hissiyle başa çıkmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece etkilidir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir